Bu işte İsrail parmağı mı var?
11 Şubat 2012, 10:59
MİT soruşturmasıyla iligli en ilginç değerlendirme AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın'dan geldi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Kurumlar, kanunlarla verilen görevlerini yerine getirmelerinden dolayı suçlanırken, çok dikkatli olunması gerekir. Bu konu ve bütün bunların yaşanması Türkiye için gerçekten talihsizliktir ve üzücüdür. Ümit ederim herkes soğukkanlılığını korur ve her şey yerli yerine oturur
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz: MİT bu devletin önemli kuruluşlarından biridir. Buraya bir nokta koyuyoruz. Türkiye bir hukuk devletidir. Lehte ve ya aleyhte konuşanlar yargıyı veriyor, bu hukuk devletinin gereğine inanmamaktır. Her şeyin usulüne incelikle yapılması gerekmektedir. Hukuk devletinde hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı yok. MİT için de yok. MİT’de incelemeden geçecek. Bunun bir şikayeti var mı? Bir rahatsızlığı var mı? Toplumda nasıl bir algılanması var? Toplumda MİT Müsteşarı'nın görevini yaptığı inanışı var. Bekleyelim, görelim. Su akar, yatağını bulur. Hepsi yoluna girer diye düşünüyorum.Yurtdışındakiler CIA, Fransız Gizli Teşkilatı bir onların çalışmalarına bakılmalı bir de MİT’e. MİT’i yıpratmamak lazım. MİT kendisine yasayla verilen görevini yerine getirmiştir. Ancak ifade edilen, şikayet edilen hususlarda MİT görevini yapmıştır.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ: Devlet İstihbarat Hizmetleri ve MİT Kanunu'nun 26. maddesinde yapılması öngörülen değişiklik ile ilgili Meclis'e verilen kanun teklifinde 26. maddenin uygulanması lazım. Özel hüküm bulunan yerde genel hüküm uygulanmaz. Savcılık makamı farklı bir değerlendirme yaptı. Verilen teklif Meclis'te kabul görür ise bu konuda farklı yorum yapma imkanı ortadan kalkmış olacaktır.
Ak Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın: MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yapılanları manidar buluyorum.İstihbarat teşkilatı çok gizli kayıtların bulunduğu bir yer, işlevi gereği birtakım oluşumların içerisinde olması gerekir. Şu anda terörle mücadele konusunda çok önemli adımlar atıldı. Bu adımlarımız halen devam ediyor. Terörle mücadele devam ederken, terörle mücadelede Milli İstihbarat Teşkilatımız çok önemlidir. Terörle mücadelenin zaafa uğramaması gerektiğini düşünüyorum. Bu tür hareketlerle terörle mücadelemizin zarar görmesini istemeyiz. İstihbarat kurumumuzun asli görevi budur. Buna ket vurursanız MİT ne iş yapacak? Aldıkları bilgileri tüm kuruluşlarla paylaşıyorlar. Kurumların başlarındaki insanların zarar görmemesi gerekiyor. Şu ana kadar istihbarat teşkilatının başında birçok insan oldu. Bugüne kadar hiçbir istihbarat biriminin kaydı basına sızdırılmadı. Bu çok önemlidir. Ak Parti'den önceki dönemlerde de terör örgütleri ile istihbarat birimleri arasında bir takım görüşmeler olmamış mıdır acaba? Devlet, terörü bitirmek için terör örgütleri ile istihbarat birimleri arasında birtakım görüşmeler de yapabilir ve içine de sızar. Devletin görevidir bu. En az zayiatla, en az kan dökmekle terörü bitirecekse ne mutlu sana. Daha önceki dönemlerde de olmuş ama bugüne kadar sızdırılmadı. Tabii Mavi Marmara olayından sonra özellikle İsrail'deki bu gelişmeler ve akabinde bu kasetin basına sızdırılması, Hakan Fidan ile alakalı daha önce İsrail'in kanaatleri, şimdiki bu olay...Bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde işin içinde birilerinin olup olmadığını kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik: Bu noktaya müthiş koordinasyon eksikliğiyle gelindi. Fidan'ın ifadeye çağrılması akla ve hukuka uygun değil.Terörle mücadeleyi de olumsuz etkileyecek bir karar
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Başbakan bir basın toplantısıyla olayları anlatmalı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Hukuk devletinin icapları doğrultusunda, işleyen bir soruşturma safahatinde, ilgililerin mahkemenin çağrısını dikkate alması ve gereğini yerine getirmesi en başta adaletin ruhuna saygının bir sonucudur. Bu itibarla, mahkeme nezdinde ifade vermekten kaçınmak, hukuki kılıf bulma arayışına tevessül etmek doğru ve makul bir yol olmayacaktır.
Bahçeli'nin açıklamasının tamamı
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: MİT-Emniyet çatışması yok. Bu süreçten Başbakan Erdoğan güçlü bir şekilde çıkacak. Fakat, bu hamle Başbakan'a karşı doğrudan diyalog yürüttüğü için Başbakan ekibine karşı yapılmış bir hamle değil. Bakın bu savcının yaptığı işlem vesilesi ile Başbakan'ın eline büyük bir tasfiye kozu geçmiştir. Şu anda emniyet içerisinde, MİT içerisinde, hatta yargı içerisinde büyük bir tasfiye zemini fırsatı yakalamıştır Başbakan. Dolayısıyla bu çatışmadan güçlenerek çıkacak olan Başbakan'dır
Van Bağımsız Millevekili Aysel Tuğluk: İmralı’da yapılan görüşmelere katılan ekibe yönelik bir soruşturmadır. Bu ekibe, ’Bir daha bu tür girişimlerde bulunmayın’ mesajı verilmek isteniyor. Bunların önünü AKP’nin kendisi açtı. Sınırsız yetkiyi mahkemelere kendisi verdi. Şimdi bu yetkilerle onu vurmaya çalışıyorlar. Yargının devletleşmesi gibi bir şey ortaya çıktı. MİT müsteşarı Fidan olayı AKP’yi bitirmeye dönük bir projedir. MİT ve PKK arasındaki görüşmelerin tıkanması halinde iç savaş yaşanabilir. Böylesi bir sürecin eşiğindeyiz. Süreçten bir restleşmeye doğru gidilirse büyük bir kaos ve krize neden olur. (Hürriyet)
Yorum Yaz
Güncel kategorisindeki tüm haberler »
uruz 11 Şubat 2012, 23:22
Şimdi bu çok büyük devlet büyüğü AKAPE li Ahmet Aydın beyin dediği gibi bu işin arkasında İsrail varsa MİT operasyonunu yapan yargı ve polis İsrail hesabına çalışıyor demektir. O zaman şu soruyu sormak gerekiyor bu yargı görevlilerini yeni hsyk atamadımı,bu polis içişleri bakanına bağlı değilmi? Yanıt evetse bundan Ergenekon,balyoz,irtica eylem planı,odatv davalarındaki mantıkla bakarsak yhsyk ve içişleri bakanlğıda İsraile bağlı anlamı çıkmazmı?
M.SALİH ÖZBEY 11 Şubat 2012, 16:27
CUMHURİYETİN SAVCISI
BÖYLE OLMALI!
Epey zamandan beri merak ediyorduk,
Savcıların arasında gerçekten Cumhuriyet savcıları kaldı diye?
Başkalarını bilmem ama ben gerçekten umudumu bayağı kaybetmiştim!
Cumhuriyetin savcıları, Ergenekon, bayloz, KCK savcılar sıfatlarla anılıyor, Hukuk F tipi olduğu tüm çirkefliği ile sergileniyordu!
Dün ODV TV de “Zir ve Gölbaşında” çıkan mühimmatlarla ve diğer suçlamalarla ilgili olarak Yarbay Mustafa Dönmezin,”savunmasını” okuyunca, gerçekten şoka oldum!
Cumhuriyetin savcıları nasıl bu hale getirildi diye?
ASRIN SAVCISI;
Sadrettin Sarıkaya!
Evet, yüz yılın savcısı bence, Sadrettin Sarıkayadır!
Yüz yılın despotu, AKP iktidarının başına ve onun atadığı, en önemli kurum olan MİT müsteşarına karşı başladığı hukuk mücadelesinde gösterdiği cesaret her Allahın kuluna nasip olmaz her halde!
Evet, bu bir hukuk mücadelesidir…
Hem de çok kutsal bir hukuk mücadelesi…
Vatanı bölmek isteyenlere karşı başlatılan hukuk savaşı!
İktidarın başının, ülkeyi kendi hain emellerine karşı yönetme keyfiliğini dizginleme savaşıdır, Cumhuriyetin Savcısı, Sadrettin Sarıkaya’nın başlattığı soruşturma!
İKTİDARA,
VATANI PARÇALA YETKİSİ VERİLMEDİ…
Mit Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer mensuplarının, ifadeye çağırılmasının sebebi, PKK- OSLO görüşmeleri ile MİT’in KCK içine soktuğu “Muhbirlerinin” kanlı eylemlere katılmaları olarak özetlenecek konuları içerdiği görülüyor!
Yani
İbrahim Tatlıses karşı girişilen suikast Silahını MİT’in temin edip elemanları verip “Suikast” yapılması hangi amaca yönelik olur ve ,”Hukuk devletinde nasıl izah edilir?
Böyle demokrasi olur mu?
ŞİMDİ ULUYANLAR,
DAHA ÖNCEKİ NEREDEYDİLER?
Erzincan savcısı ilhan Cihaner’ in
İsmailağa cemaati ve fetullahçılarla başlatılan soruşturma ile ilgili olarak, Erzincan MİT bölge müdürü ve yardımcısı, o zamanki,MİT müsteşarı, Emre Taner’in yazılı ikazına rağmen , MİT binasında “arama” yapılıp,
MİT mensupları “tutuklanmıştı”…
MİT mensubu, Kâşif Kozinoğlu, Afganistan’dan apar topar getirtilip, Silivri zindanlarına gönderilirken, “Başbakandan” izin istenmedi!
Şimdi bir savcıya mı teslim olacağız diye uluyanlar, o zamanlar neredeydi?
Amaç hukuk ve kurumları korumak idiyse, Başbakan yardımcıları, neden, MİT müsteşarı ve diğer elemenlerının”sogulanmalarını “anlamamakla” ısrar ediyorlar!
YARATIKLARI CANAVAR KENDİLERİNE DÖNÜNCE!
Daha önce, Gece yarısı, hukuk guguk yapılarak, evlerinden alınlarla ilgili gıkını çıkarmayanlar, Özel Yetkili savcılardan bir “görevini” yapması neden tepki gösteriyor acep?
Çok demokratlar da ondan mı?
Yoksa çok sahtekâr, dönek ve ikiyüzlü ve de Cumhuriyet düşmanı oldukları için mi?
Cevaba gerek var mı?
Aslında,
Olay her hukuk devletinde ”demokrasi” ile idare edilen ülkelerde olağan bir uygulamadır!
Cumhuriyeti savcısı hukuku işleterek, Ülkede terörün, devletin kurumları tarafından nasıl organize edilerek, insanların ölümüne, yaralanmasına sebebiyet verebilir diye soruyor!
Suç mu işliyor?
Hani anaların gözyaşları dinsin deniyordu?
Dökülen kanların anaları babaları yok muydu?
Oslo da yapılan görüşmeler sürecinde, PKK ve KCK itleri kaç insanımızın kanına girdi
BİR GÜNDE 40 ŞEHİT…
Hangi devlet ve de millet, bir günde 40 evladını “toprağa” verirken,
Devletin güvenliğini korumak kollamakla görevli, Kurumların kendisine “ihanet” ettiğini kabul eder?
Haydi, milleti haberi olmadı doğal olarak, Cumhuriyetin savcısı olanların ”Vicdanları” nasıl böylesi bir ihaneti görmezden gelebilir!
Vicdanları müsait olanlar ise, Beypazarı Hâkimi, Orhan Gazi Ertekin’in kitabında anlattığı gibi; Bir hâkimin” Ben şahsen Adalet Bakanlığı eşeği aday gösterse, eşeğe oy veririm. “
Dediği yargıçlar bu tür konularda vicdanları rahat olanlardır her halde?
İKTİDAR BU SAVCIYI YER!
Gelelim işin zırt dediği yere.
AKP iktidarına, dünyayı birkaç günde olsa dar etse de,
Cumhuriyetin yürekli ve vatansever Savcısı, Sadettin Sarıkaya’ yı bu iktidar yer!
Yemesini bırakın, lime lime ederler/ edecekler!
Deniz Feneri savcılarından beter olacak durumu!
Hak hukuk dinlemez bunlar!
Bakın iktidar yalakası, Yeni Şafak yazarı, bu gün ne yazmış!
“ Bu ülkeyi seçilmişler mi yönetecek yoksa savcılar mı" denildiğine şahit oldum.
İsrail'e "One Munite" çekmiş, Ergenekon'a, askere, muhtıralara boğun eğmemiş bir iktidar olarak, özel yetkili Cumhuriyet Savcılığına mı boyun eğeceğiz denildiğine tanık oldum”
Son söz:
Diyorum ki böylesi Cumhuriyetin gerçek(1) savcılarına sahip çıkalım…
Böylesi cesur savcıların harcanmasına seyirci kalmayalım…
*
YÜREKLİ BİR SAVCIDA,
BEŞİR ATALAYA LAZIM!
Yeri gelmişken söyleyelim.
Beşir Atalay, İçişleri bakanı olduğu dönemde, Güvenlik kuvvetlerinin, KCK operasyonlarını başlatılmasına, 2 ( İKİ) yıl mani olmuş!
Bu konuyu gündeme getiren kişi, kendisini ABD besleyip ve 657 sayılı devlet memuru, yani polis olmasına rağmen”Taraf” gazetesinde, Devlet aleyhine ve de TSK yıpratmak, aşağılamak ve de itibarsızlaştırmak için yazılar yazan, Emre(Emrullah) Uslu’ dur.
Söylemek zorundayım;
Nasıl olsa o iki yıl süresince, Şehit olan ya da sakat kalanların aileleri
Aldıkları iki kuruş yüzünden ses çıkaramıyor/Çıkaramıyorlar!
Hatta cumhurbaşkanı ve başbakanın, İftar sofralarında “Ziftlenip” arzı edem ediyorlar!
İşte o yüzden yürekli bir savcıda,
Beşir Atalay’a sormalı, KCK Operasyonlarını neden iki yıl erteledin!
Hiç vicdanın sızlamadı, körpecik ana kuzuları toprağa düşerken!
Bu nasıl ve insanlık ve de Müslümanlıktır diye…
komser osman 11 Şubat 2012, 12:35
eeee... ne yani varsa sucu hafifletecekmi ?
adam soyleyin; mulki amirlerle subaylarla derdiniz varsa hemen attiralim diyor ...
bu nedemek ?
suic degilmi yani israhell
sizdirdi diye ...
hayret bisi yani ...
akliniz sira dedigini su musluman(!) her daim haklidir ah su gavurlar olmasa ... valla kusura bamayin kazin ayagi oyle degil ...
Turkiyenin sozde %99 u musluman ama ocafendi polisi istatikleri her 37 saniyede curum isleniyor diyor ...
kim yapiyor bunu %1 mi ???
hayret bir mantik yani ...