Müslüman Bilimadamlarının Buluşlarına Londra'da büyük ilgi

27 Şubat 2010, 20:08

Kahvesiz, bilgisayarsız, pistonlu motorsuz bir dünya düşünebilir miyiz? Günlük yaşamımızın ayrılmaz birer parçası olan birçok buluşun temellerini Müslüman bilimadamlarının attığı biliniyor.

 Londra’daki Bilim Müzesi’nde açılan yeni bir sergi, İslam dünyasının bilime katkılarını yansıtıyor. Sergi, İslam dünyası ve Batı’nın medeniyetler çatışması içinde olduğu yolundaki genel kanıyı çürütecek nitelikte. 



arttoday coffee cup beans 150.jpg

Bir bardak kahve, latte, kapuçino ya da espresso, birçok kültürün ayrılmaz parçası. Kahve, ilk kez Arap Yarımadası’nda, bugünkü Yemen’de içecek olarak  kullanılmaya başlamıştı.

Manchester Üniversitesi’nden Profesör Salim El Hasani, kahve çekirdeklerinin Yemen’e Etiyopya’dan getirildiğini söylüyor:  

Hasani, “Kahve, İslamiyet’in ilk yıllarında, çobanlık yapan Halit adlı Etiyopyalı bir genç tarafından keşfedilmişti.” diyor.

Halit, koyunlarının severek yediği kahve çekirdeklerini, Yemen’e götürmüş ve çekirdeklerden burada içecek yapılmış.

7’inci yüzyıldan bu yana İslam dünyasının birçok buluş ve keşifle medeniyete çok büyük katkıları olduğu biliniyor. Profesör Salim El Hasani şöyle devam ediyor:

“Bunlardan biri, üniversitelerin kurulması. 850 yılında Fas’ın Fez kentinde Fatma El Firhi adında genç bir kadın, bugün bildiğimiz anlamda çeşitli dallarda dereceler veren ilk üniversiteyi kurmuş.” 

Londra’daki Bilim Müzesi’nde yeni açılan sergi, “1001 Buluş: Müslümanların Mirası” adını taşıyor. Serginin başlığı, “1001 Gece Masalları”nı çağrıştırıyor.   

Serginin ana teması, Müslüman bilimadamlarının günümüz dünyasını değiştiren buluşları. İlk üniversiteler, tıp, sağlık temizlikle ilgili icatlar, su değirmenleri, pompalar Müslümanların buluşlarından sadece birkaçı:

“Bu unutulmuş bir tarih mi? Pek değil. Bugün Kahire ya da Şam sokaklarında kime sorarsanız, size İslam’ın altın günlerini sadece fetihleriyle değil, kültürel, bilimsel ve teknolojik gelişmeleriyle anlatır.” 

Bu ilerlemeler, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika ve İspanya’nın güneyine uzanan İslam imparatorluğunun zirvede olduğu en parlak yıllarda gerçekleşmiş.  

Hasani, “Bin yıl boyunca İslam dünyası bilim ve teknolojiye çok büyük katkıda bulundu. İslam medeniyeti, başka medeniyetlerden de çok sayıda bilimsel yenilik aldı ve bunları geliştirdi.” diyor. 

Müslümanlar Hindistan, Çin, eski Mısır ve Yunan medeniyetlerinden de birçok bilimsel yenilik aldı. Müslüman mucit, matematikçi ve mühendis El Cezeri’nin 13’üncü yüzyılın başında tasarladığı fil saatinin reprodüksiyonu, buna bir örnek. 

Londra’daki South Bank Üniversitesi’nden forensik biyoloji profesörü Anne Marie Brennan, bu icatlardan çok etkilendiğini söylüyor. Hint filli ve Çin ejderhalı bu saat, profesörün en sevdiği parça.  

Brennan, “Fil saati olağanüstü bir tasarıma sahip. Birleşmiş Milletler gibi çok farklı medeniyetlerin etkilerini taşıyor. Bir bilim insanı olarak bu parçayı çok seviyorum çünkü bilimin sıkıcı ve zevksiz olması gerekmediğini gösteriyor. Bilim, kendisini ortaya çıkaran kültürleri bir araya getirebilir.” diyor.

Matematik ve cebire gelince…Bugün Arap sayıları olarak kullandığımız rakamların geçmişteki adları farklıydı. 

Hasani, “1,2,3,4 gibi bugün kullandığımız rakamlara Arap sayıları deniyor ancak Araplar o zamanlar bunları Hint sayıları olarak adlandırırdı.” şeklinde konuşuyor.

Sıfır rakamının mucidi de Müslüman Araplar. Sıfır, Arap bilimadamlarınca matematiksel denklemlerin ayrılmaz parçası olarak kullanılıyordu. Günümüzdeyse sıfır ve bir, bilgisayar yazılımlarının ve daha birçok teknolojik gelişmenin temeli.  

Günümüz dünyası nasıl kahvesiz düşünülemezse bilgisayarsız da düşünülemez.




Yorum Yaz



Yaşam kategorisindeki tüm haberler »

Alpinler  28 Şubat 2010, 02:23
Evet ya avrupada bulununca alman buldu, ingiliz buldu diye millet bilinci ön planda tutulur bizde niye böyle değil...Bence müslümanlar buldu lafı çok içi boş kalıyır hangi milletin insanı bulduysa onu belirtin lütfen...
Ihsan Akay Agiacai  27 Şubat 2010, 22:05
Bu yazida Müslüman Türk bilim adamlarindan hiç bahsedilmemis.