Başbakan her Salı siyasete ve medyaya haftalık tartışma gündemi veriyor.
Son haftayı “Dindar bir nesil yetiştireceğiz” sözlerini tartışarak geçirdik.
Kapandı mı mesele?
Kapanması için iktidar görüşünde birleşmek gerekiyor. Bu gerçekleşmedi.
Tersine dağılma oldu.
Çünkü yandaş kalemler arasından bile “çocuğuma dokunma” itirazı geldi.
Toplumsal mesajı alıp meseleyi soğumaya bırakmak Başbakan’ın doğasına uygun değildir. Nitekim vazgeçmeyeceğini belli etti.
“Dindar nesil yetiştirme” sözüne laiklik ve demokrasi açısından itiraz edenleri “Tinerci bir gençlik mi istiyorsunuz?” diye paylaması, bu hafta da sorunu tartışmaya devam edeceğimizi gösteriyor.
Konunun gündemde kalması hayırlıdır.
Çünkü Başbakan’ın dindar gençlik yetiştirme hedefi tasavvur değil, ulusal bayramları sıradanlaştıran, imam hatiplerin önünü açan kararlar nedeniyle zaten eylem alanına konulmuş icraattır.
Dün bir VATAN okuru dönemin farkını şu ifadelerle ortaya koyuyordu:
“Bizler 1960’larda büyüdük. Atatürk döneminin bilgili, yurtsever, disiplinli, sevecen öğretmenleri ile yetiştik. Evlerimizde namaz kılan, oruç tutan büyüklerimizi izleyerek, yanlış yaptığımızda uyaran komşularımızı dinleyerek iyi insan olmaya çalıştık. Yazları Kur’an kursuna gidip bazı duaları ve ibadet şekillerini öğrendik. Ama kimse bize bunları öğretirken Atatürk’ü ve Cumhuriyeti kötülemedi.”
Şimdi ulu orta kötüleniyor.
İktidar sözcüsü, Hz. Peygamber için bile bulunmayan koruma kanununun Atatürk için var olmasından şikâyet ediyor.
Neyin işareti şimdi bu?
Hz. Peygamber için koruma yasası mı çıkacak, yoksa Atatürk’le ilgili koruma mı kaldırılacak?
AKP, Cumhuriyet tarihinin en şanslı, en güçlü iktidarıdır. Rahat mı batıyor?
Birçok güzel şeyi borçlu olduğumuz laiklikle bu kadar oynamamak lâzım!
Ek iddianame gibi
Time dergisi aslında dostluk yaptı.
Koskoca T. C. Başbakanı Erdoğan’ın bir Brooklyn’li yazar olan Auster ile tartışmasının “Türkiye’ye irtifa kaybettireceği” uyarısında bulundu.
Saldırı her zaman “en iyi savunma” değildir. Bazen yanlış girilmiş bir kavgadan çekilmeyi de bilmek gerekir.
AKP kurmayları anlaşılıyor ki Başbakan’ın zararlı çıkacağını fark edip Amerikalı yazarın karşısına başka birini çıkarmışlar.
Dün Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli uzun bir açıklama yaptı.
Ergenekon ile Yeni Muhafazakâr diye bilinen ve Orta Doğu’da İsrail’in güvenlik çıkarlarını her şeyden daha önemli sayan bir grup olan Neocon’un ortak faaliyette oldukları iddiasını seslendirdi.
Gedikli’ye göre, Türkiye’de karşılaşılan bütün fenalıklar bunların başının altından çıkmaktadır. Amerikalı yazar Paul Auster’ı da bu ikili “dolmuşa” getirmiştir!
Gedikli’nin açıkladığı Neocon-Ergenekon takımı, söyleyene değil söyletene bak dedirtiyor:
Teknik direktör Şimon Peres; kaleci Öcalan; geri üçlü Sarkozy, Merkel, Netanyahu; orta sahada Mehmet Haberal, Doğu Perinçek, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Yalçın Küçük; ileride Kılıçdaroğlu ve Selâhattin Demirtaş..
AKP muhaliflerinin içine atıldıkları bir çöp torbası işlevi gösren Ergenekon, yavaş yavaş uluslararası nitelik taşıyan bir suç örgütü olmaya terfi ediyor.
AKP’yi küçük düşmanlar kesmiyor!
Yorum Yaz