Türkiye Suriye konusunda aşırı rol üstlendi yalnız kaldı

Bölgede son dönemde yaşananları Ortadoğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Özlem Tür Türk dış politikasındaki arızalara değindi
Bu haber 2012-01-02 09:27:20 eklenmiştir.

 

 

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Özlem Tür, Suriye konusunda Türkiye'nin çok iddialı çıkışlar yaptığını belirterek 'Türkiye'nin bu kadar iddialı başlaması kendi üzerindeki baskıyı da artırdı. Sanki kendisi gidip, bir şey yapacak gibi bir hava esti. Ardından, Batı'dan da tam destek gelmedi, bu çıkışların altı da doldurulamadı. Arap Birliği'nin devreye girmesiyle parametreler değişti. Açıkçası, Suriye meselesinde şu anda biraz yalnız kaldık gibi görünüyor' diyor


Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Özlem Tür Ortadoğu'da ön plana çıkan son gelişmeleri AKŞAM'a değerlendirdi: 

- Arap Birliği'nin devreye girmesiyle beraber, Suriye olayı farklı bir boyut kazandı. Gözlemciler ilk etapta 'Humus'ta korkulacak bir şey yok' diyerek, şaşırttı. Suriye sürecinde gelinen aşamayı nasıl görüyorsunuz?
Arap Birliği'nin devreye girmesinin Suriye'ye biraz daha zaman kazandıracağını düşünüyorum. Çünkü Suriye son derece köşeye sıkışmış durumda. Ama diğer ülkelerden farklı olarak ordu Beşşar rejimini tam olarak terk etmedi. Bu devrimlerin ya da ayaklanmaların başarılı olabilmesi için ordunun tercihi çok önemli ve şimdilik ordunun Beşşar rejimine desteğini çekmeye niyeti yok. Arap Birliği'nin devreye girmesi yönetime zaman kazandıracak. Çünkü buraya gönderilen delegasyonun güvenliğini sağlama, onlarla ilgilenme sözü verdiler. Ama nerelere götürülecekler, ne kadar gözlem yapabilecekler bundan çok emin değilim. Dolayısıyla biraz daha Suriye kontrolünde gidecek bir süreç. Arap Birliği gözlemcilerinin ne bulacağını bilmiyoruz ama sonunda çıkan ne olursa olsun, bu süreç Suriye'ye zaman kazandırdı.

DİKKATLİ BİR RAPOR
-  Çıkacak rapor uluslararası camiada ne kadar kabul görecek?
Özellikle Rusya'nın pozisyonunu göz önünde bulundurduğumuzda, uluslararası camianın doğrudan çok da bir şey yapmak istemediğini düşünüyorum. Yani, Rusya ikna edilemediği için ekonomik yaptırımların ötesinde bir şey yapılmayacağını, bir operasyon zamanının henüz gelmediğini görüyorum. Ama tabii, Suriye rejimi bu yaptırımlar altında ne kadar dayanır, o da ayrı bir tartışma. ABD daha arka planda kalıp, diğer aktörler eliyle bir değişimi tetikleyebilir. Arap Birliği'nin raporunun tamamen Beşşar Esad karşıtı bir rapor olacağını sanmıyorum. Daha nüanslı, dikkatli bir rapor olacaktır. Bu da dış müdahale, harekat ihtimalini zorlaştırır. 

- Arap Birliği'nin devreye girmesiyle Suriye sanki inisiyatifi ele alıyor gibi. Ankara için işler tersine mi dönüyor?
Türkiye başta çağrılar yaptı ve 'Bizim ilişkimiz o kadar güçlü ki, biz Beşşar Esad'a ne söylersek, yapar' gibi bir iddialı başlangıç yapıldı. Bence Türkiye'nin meseleye ilk girişi çok iddialıydı. Bu gerçekleşmeyince, yeni bir iddialı pozisyonla ortaya çıktı ve 'Biz bu işi tek başımıza götürebiliriz ve Esad'ı zorlayabiliriz' şeklinde okunabilecek çıkışlara dönüştü. Her ikisi de fazla iddialıydı. Ben başından beri bu yaklaşımların sakıncalı olduğunu düşünüyordum. ABD'nin bu süreçteki rolü de çok önemli. Çünkü başından beri Türkiye üzerinden bir şey yapmaya çalışan bir batı dünyası var. Hatta yurtdışındaki konferanslarda 'Ne zaman devreye giriyorsunuz? Artık devreye girmenizin zamanıdır' yorumları yapıldı. Bu süreçte fazla iddialı, bazı şeyleri çok yüksek perdeden söyleyen ama sonrasında altını dolduramayan bir Türkiye gördük. Bu nedenle Türkiye biraz ortada kaldı. Türkiye'nin bu kadar iddialı başlaması kendi üzerindeki baskıyı da artırdı. Sanki kendisi gidip, bir şey yapacak gibi bir hava esti. Ardından, Batı'dan da tam destek gelmedi, bu çıkışların altı da doldurulamadı. Açıkçası, Suriye meselesinde şu anda biraz yalnız kaldık gibi görünüyor.

BÖLGE İÇİN İKİ MODEL
-  Türkiye çok öne çıktığı için rahatsız olan Araplar inisiyatif almak istemiş olabilirler mi? Çünkü Türklerin Arap dünyasındaki konumu da hep biraz 'öteki' olarak görülüyor...
Belki diyebilirim. Çünkü ben bunu direkt Türkiye'ye karşı bir hareket olarak okumadım. Ama Erdoğan'ın Kahire konuşması bu süreçte rol oynamış olabilir. O konuşma 'Kimin modeli' tartışmasında bir kırılma yarattı çünkü. Türkiye'nin laiklik ve demokrasi tanımları konusunda Mısır ve İran'dan tepkiler geldi. O konuşma sadece Mısırlılara Türk modelini anlatma konuşması değildi bence. Batı dünyasına da 'Biz doğru adayız ve bu işi yapabiliriz' konuşmasıydı. 

- Kimin modeli tartışmasını biraz açar mısınız?
Zaten iki ülkenin önemi ve model olma potansiyelleri, bölgedeki etkileri konuşuluyor. Birincisi, İran'ın etkisi, ikincisi Türkiye'nin. Ama Türk modelinin de o kadar problemsiz olmadığı, Türk modelinin Arap dünyasına ne kadar uyacağı konusunda bir kırılma noktası oldu o konuşma Arap Baharı'nın geleceği açısından.

FRANSA İLE REKABET
-  Suriye meselesinde Türkiye ve Fransa arasında bir iktidar mücadelesi var mı?
Bir süredir var gibi görünüyor. 2008'de Erdoğan ve Sarkozy'nin Katar'ı da yanlarına alarak yaptığı toplantıdan beri öyle bir durum var bence. O zamandan beri Fransa 'Ben de buradayım, burası benim de alanım' diyor. Ama Türkiye'nin komşu olduğunu düşünürsek, bir adım önde gibi görünüyor bana. 

-  Esad süreci daha ne kadar böyle belirsiz gider diye öngörüyorsunuz?
Esad eninde sonunda gidecek. Bu yaptırımlar altında zaten çok dayanamaz. Fakat bu yine de çok kolay bir süreç olmayacak. Her ne kadar Suriye muhalefeti güçleniyor gibi görünse de, Suriye içinde bir konsensüs hala yok. Bir de Esad giderse, yerine kim gelecek meselesi çok önemli. Ancak seküler bir sistem Suriye'ye barış getirebilir diye düşünüyorum Aleviler ve dini azınlıklar için. Onun dışında bir yönetim, kolay kolay iç güvenliği sağlayamaz.

Kuzey Irak'ta bizi kendi Kürt sorunumuz sınırlıyor
- Irak'ta Tarık El Haşimi Sünnilerin otonom bölge istediklerinden ve Irak'ın üçe bölünmesinden bahsediyor ciddi ciddi. Önümüzdeki dönemde Türkiye yıllarca endişeyle baktığı Kuzey Irak Kürtleri ile daha fazla dirsek temasıyla mı siyaset kuruyor olacak Irak'ta?

Türkiye'nin Kuzey Irak'ta oynayabileceği çok daha fazla rol olacak önümüzdeki dönemde. Özellikle Irak'ı bir arada tutmak zorlaşırsa, Türkiye Kuzey Irak'ta daha aktif olacak. Ama bunun sınırı Türkiye'nin kendi içindeki Kürt meselesidir. Bir anlamda ekonomik olarak daha yakınlaşırken, Türkiye'nin bu fırsatları değerlendirebilme kapasitesi kendi içindeki Kürt meselesiyle sınırlı.

- Irak'ın bölünmesi senaryoları gerçekleşebilir mi?
Bir arada tutmanın gitgide zorlaşacağını düşünüyorum ben. Şii siyasetinin önem kazanıp, İran'ın gücünü daha fazla artıracağını öngörüyorum. Bir arada kalmaları için gitgide daha az neden kalacak. Bu nedenle Türkiye'nin orada çok daha dikkatli bir siyaset oynaması gerekiyor. Çünkü Irak üzerinden bir mücadele devam ediyor uzun süredir. Türkiye rolünü artırıp, Kuzey Irak'la daha fazla ilişki geliştirebilir. Ama bunun sınırı dediğim gibi, kendi Kürt meselesi.

Türkiye, İran'la güç mücadelesi içinde
- Irak'ta son 10 gündür Sünni ve Şiiler arasında yaşanan gerilim son derece endişe verici. Bu gelişmeleri Arap Baharı çerçevesinde nasıl okumak gerek? 

Bu mezhep çatışmaları veya Şii hilali karşısında Sünniler olacak mı, olmayacak mı konusu Irak Savaşı'ndan beri hep konuşuluyordu zaten. 'İran, Irak'ın güneyi, Suriye-Hizbullah bir Şii hilalidir ve Ortadoğu'nun kalbi artık buradan atacak' deniliyor. Ama Arap Baharı ile beraber 'Rejim değişikliklerinde kimin rol modeli ön plana çıkacak?', 'Yeni 10 yıl Türkiye'nin mi, İran'ın mı olacak?' tartışmaları Arap Baharı ile beraber alevlendi. Bu süreçte, 'Irak'ın geleceği, bölünürse ne olur?' tartışmaları iyice önem kazandı Suriye meselesiyle beraber. Irak Savaşı sonrası Ortadoğu'da Şii ve Sünni gerilimine ve Arap olmayan İran, İsrail ve Türkiye'nin yükselişi dikkat çekiyor. İsrail 2006 Lübnan savaşından beri bu rolünü kaybediyor. Arap Baharı'nın etkisiyle yepyeni parametrelerle de karşı karşıya. Ama bugün, İran ve Türkiye arasındaki rekabet giderek kızışıyor. Bu çerçevede, Suriye'de eğer Aleviler (Nusayriler) iktidardan giderse, Hizbullah'a, Lübnan'a ne olacağı çok kritik.

LÜBNAN'DA ÇATIŞMA
- Neden?
Lübnan halen Ortadoğu'nun en zayıf halkası. Burada eskisi gibi sadece İsrail'le ilgili değil, İran-Suudi Arabistan arasında çatışma olması ihtimali var. Yani Lübnan mezhep çatışması ihtimalinin zemini olma potansiyeli taşıyor. Suriye'de eğer rejim değişirse, 'Şii hilali' ne olur? İran'ın gücünün engellenmesi kaygıları Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır'da var gibi görünüyor. Suriye'nin geleceği mezhep çatışması dolayısıyla da çok önemli. Irak Savaşı'nın bir başka etkisi de Hamas ve Hizbullah gibi devlet dışı aktörlerin gücünü artırması şeklinde oldu. Tabii, bir değişim, bu denklemi de etkileyecek.

- Size göre önümüzdeki 10 yıl, Türkiye yılı mı, İran yılı mı olacak?
Bunu kestirmek çok zor. Halen bir denge kurulabileceğini düşünüyorum. İran'ın nükleer silah üretmesi durumunda güç daha fazla İran'a kayacaktır. Ama ancak iki ülke arasında bir denge olursa, bölgede bir barış ortamı olacağını düşünüyorum.

SIFIR SORUNDA İFLAS
- Bölgedeki asıl mücadeleyi İran'la Türkiye arasında görüyorsunuz ama sonuçta, değil mi?
Evet. Türkiye'nin sıfır sorun politikası iflas etmiş durumda. Gitgide daha yoğun mücadelenin yaşandığı günler göreceğiz. Ama Türkiye ve İran birbirlerini dengede tutabilirlerse eğer, bölgede barışa giden bir süreç olabilir. Eğer bu mücadele her iki ülkeden birinden yana, özellikle de İran'a kayarsa, Batı dünyasının da buna farklı tepki vereceğini ve sadece kağıt üzerinde değil, gerçek bir mücadele görebileceğimizi düşünüyorum. 

- Bir çatışmayı işaret ediyorsunuz...
Evet. Bölgedeki bu kadar gerginliğin çok da yumuşak çözülebileceğini düşünmüyorum. Son dönemde Suudi Arabistan'ın yeni silah alımlarını da düşününce çok olumlu bir tablo göremiyorum açıkçası Mısır'a da 1,3. milyar ABD yardımı gidiyor, o da orduya gidiyor. İran'ın nükleer meselesi, Türkiye'ye konuşlanan sistemler... Geleceğe doğru hazırlanan, herkesin birbirine karşı kendini korumaya aldığı bir süreç görüyorum ben.

- Türkiye'ye yerleştirilen füze kalkanı İran-Türkiye dengesini ne kadar sarsıcı?
Türkiye'nin yumuşak gücü yerini sert güce bırakıyor gibi görüyorum. İki ülkenin ilişkisinde de böyle bir yansıma var. Bir yandan ekonomik ilişkiler gelişiyor ama İran'da nükleer mesele, Türkiye'de de kalkan... Türkiye yumuşak gücün yerine ve yanına, bir de Batı'dan aldığı gücü koydu. O nedenle ilişkilerin eskisi kadar ortaklık, ortak bakış üzerine gitmeyeceğini düşünüyorum. Şayet vardıysa, o güzel balayı günleri geride kaldı.

- Füze kalkanına 'hayır' deme imkanımız var mıydı gerçekten?
Pek yoktu. Türkiye'nin ittifakları dolayısıyla bunu yapması bekleniyordu. Her ne kadar kalkanı 'İran'a karşı değil' diyerek kabul ettiğini söylese de mevcut dış politikası ve bölgesel gelişmelerin karşısında Türkiye'nin fazlaca alternatifi yoktu.

Şenay YILDIZ/Akşam

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
  8 + 1 = ? İşlemin sonucunuz yazınız.
 
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer haberleri
Köşe Yazarları
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Büyük Kürt devleti kuruluyor mu?
Evet
Hayır
Belki
Daha sonra
Kuruldu bile
Gazeteci.TV
© Copyright 2013 Gazeteci.tv. Tüm hakları saklıdır. Bu site Copyright Gazeteci.tv haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi